Wednesday, January 02, 2013

UYANIŞ...: Yeni Başlangıçlar...

UYANIŞ...: Yeni Başlangıçlar...: Lao Tzu'nun çok güzel bir sözü var. "Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yard...

Tuesday, May 31, 2011

Hiç unutmuyorum, geçen sene 2 Ekim’de almıştım Bahar Zirvesi romanını. Hakkında çok şey duymuş ve çok tavsiye almıştım. Ön kapağı alelade, renksiz ve anlamsız şekillerle kaplıydı. Arka kapağında ise ne bir yazı ne de bir yazar notu vardı. Kitabın yazarı ise zaten bilinmiyordu. Merak uyandırıyordu gerçekten. 197 sayfalık ince ve hafif bir kitaptı.

Aldığım gün okumaya başladım. Sayfalarda kocaman harfler geniş geniş yazılmıştı. O zamanlar pek sarmadı beni ama okuması rahat olduğu için sorun olmadı. İlk 60 sayfasında kayda değer bir şey bulamadım. Ne yazar hakkında ne de roman hakkında net bir bilgi vardı. İlk kez böyle bir roman okuyordum. Bir ara okumasam mı acaba diye aklımdan geçmedi değil. Açıkçası sıkıcıydı. Ben de günde bir sayfa okuyordum. 61. sayfada yazılar biraz daha sıklaşmıştı. Okumaya devam ettim. 95. sayfaya geldiğimde yarısını bitirmiş olmama rağmen bu kitabı insanların bu kadar övmesini hala anlayamamıştım. 127. sayfada yazılar normal bir kitap dizgisi boyutuna gelmişti. Kitap hep evdeydi ve hiç yanıma almıyordum. Biran önce bitsin diye o kadar istememe rağmen hiçbir gün 1 sayfadan fazla okuyamadım. 141. sayfada kitabın kapağını kendi isteğime göre boyamam gerektiği yazıyordu. Pastel boyalarımı alıp güzel bir resim çizdim kapağına. Hoşuma gitmeye başlamıştı Bahar Zirvesi romanı. Kitabı daha çok benimsemeye başladım. Konusu ortaya çıkmış kahramanlar netleşmeye başlamıştı. Yazıları gittikçe küçülmeye başladı. Her sayfada daha çok şey anlatıyordu artık. İlk aldığım gün gibi hafif de gelmiyordu. 155. sayfasına geldiğimde sonunu tahmin etmeye başladım. Tahminlerim her gün değişiyordu. Her şeyi kestiremiyordum sanki. Merakla okumaya devam ettim. Son 30 sayfasına gelmiştim. Eskiden günde en fazla 10 dakikada 1 sayfasını okuyup bıraktığım roman artık birkaç saatimi alır olmuştu. Gittikçe heyecanlanıyordum beni bekleyen finali düşündükçe. 187. sayfada her şeyim olmuştu roman. Elimden hiç bırakmıyor, o kadar ağırlaşmasına rağmen gittiğim her yere götürüyordum. Metroda, sokakta, evde, arabada her yerde okumaya çalışıyordum. Geceleri okurken uyuyakalıyordum. Annemler kızmaya başladı her şeyim bu kitap oldu diye. Arkadaşlarımla görüşmüyordum. Eve geç gelip evden erken saatte çıkıyordum. Sadece romanı okuyordum artık. Kahramanları gittikçe çoğalıyordu. Olayın nerde geçtiğini çözmeye başlamıştım artık. Sayfalar iyice uzuyor uzadıkça ben daha çok uykusuz kalıyordum. Artık son sayfalara gelmiştim. Olayları bir dedektif gibi inceliyordum. Hiçbir şeyin gözümden kaçmasına izin veremezdim. Finali görebiliyordum. Öngörülerimin çoğu çıkıyordu. Son 3 sayfayı nasıl okudum hatırlamıyorum. Tüm kahramanlar deşifre olmuştu artık. Yer mekan zaman üçlüsü hayat bulmuştu romanda. Final tek kelimeyle muhteşemdi. 197 gün süren ama göz açıp kapayıncaya kadar biten bir romandı Bahar Zirvesi. Bu romanın yazarı biz kahramanları sizlerdiniz.

Hep beraber hayat buldu romanımız. Şimdi sıra arka kapağına yazı yazmakta. Lütfen olumlu ve olumsuz tüm yorumlarınızı bize gönderin ki bu ulusal aktivitenin kitabını hep beraber tamamlayalım.

Wednesday, March 24, 2010

40. ŞAFAK

Kırkıncı şafağındayım bugün,
Elime bulaşan alevin,
Gözlerimin önünde yakmasının,
İçimdeki seni.

Kırkıncı şafağındayım bugün,
Koyarken başımı kucağına,
Teslim olmasının yüreğimin,
Yangınımın sıcağına.

Tuesday, March 09, 2010

BİR İSTANBUL MASALI


Birşeyler eksik sanki hayatımda,

Melodimin en güzel tınısını kaybettim dün gece kollarında,

Parmaklarım çalamıyor artık eskisi gibi.

Yüreğimde bir yara,

Sarsılan umutlarım,

Keyfi kaçmış bir kahramanım.

Bilmem kader hep böyle mi intikam alır,

Yazmaya çalışırken masalları,

Mutlu son masallarda mı kalır?
SEVDAM

Eli yüzü simsiyah olmuş işçilerin
Yerin yedi kat altından çıkardığı sevdaları
Kara dumanı tüten
Yüksek bacalı fabrikalarda rafine ettirdik
Ve sakladık
Tuz gölünün dibinde yıllarca.
Ne devrimler gördü
Ne şehitler verdi
Memleket gibi sevdam.
Bereketi destan
Nefreti isyan oldu sevdam.
Secdeye kıblesi yoktu
Çıkageldiğinde bir sabah.
Sana inandı
Seni seçti.
Yaprağa yeşilini
Suya mavisini bıraktı sevdam.
Gecelere dolunay
Gündüzlere güneş oldu
Ve gittin bir sabah
Geldiğin gibi habersiz.
Şimdi hangi küfrün günahında
Hangi azabın koynunda sevdam,

Wednesday, September 02, 2009

SAMSUN

tam samsun havası
tek renk gri
ağır bir kasvet
kulaklarda bir deniz hışırtısı
tatlı bir meltem
hafif bir ürperme
avucunun içinde sıkıyorsun ince belli bardağı
içinde içine dolan sıcacık çay
dumanı yarışıyor diğer elindeki sigaranın dumanıyla
rıhtımdasın
önün bomboş geleceğin gibi
bi fırt çekiyorsun cigaradan
hafif aralanır gibi oluyor ufuktaki perde
umutlanıyorsun
gözlerini ufka dikip
ikinci nefesi çekiyorsun
diyaframın beline kadar iniyor
yokperdenin aralandığı falan yok
oyunun başlamasına daha yıllar var
sense hiçbir ezber yapmamışsın
şu çayımı içiyim başlarım diyorsun
sırtını dönüp ufka hayatına bakıyorsun
yaslanip nemli tahtalara
çayından bir yudum daha alıyorsun
ve yürüye yürüye uzaklaşıyorsun ordan
hayallerinden
düşlerinden
ve gerçeklerinden belki de
...

23.04.2004
TOHUM

Tohumunu ektiğim bir çiçeğin
Yeşermesindeki mutluluksun gözlerimde.
Sevmem ne rüzgarı ne güneşi,
Gelmesinler aşka.
Unutma!
Sonun topraktır
Onu severim senden başka.

21.04.2004
ÖLÜM

Başaşağı gökyüzüne uçmak sessiz
Beyaz bulutlara ayak basmak çıplak ve kimsesiz
Ne acı ölüm sensiz
Ve yüreğimde bir yudum sevda nefessiz

19.02.2003

ölümün kurgusu bu olsa gerek
insan başaşağı gökyüzüne nasıl uçar toprağın altına girmeden
kimsesiz ve üryandır orda
en acısı da en sevdiğinin olmamasıdır yanında
SENSİZ

Güneş doğmuyor,
Gecelerim kopkoyu
Renksiz...
Yüreğimde şehitler var
Kefensiz...
Ne güller açıyor,
Ne bülbüller ötüyor
Sessiz...
Ben ben değilim buralarda,
Sensiz...

15.07.2002
YOKSUN

tarifsiz bir boşlukta böyleyim, YOKSUN
...
derdimi kime söyleyim, YOKSUN
...
bir gün olmuş bir yıl olmuş neyleyim, YOKSUN
...
senin şehrin değil ama benim dünyam senden YOKSUN
...

02.04.2003

Tuesday, September 01, 2009

AYRILIK

Kor ateşlerin içinde bedenim
Dipsiz kuyuların karanlığında gözlerim
Ve küçük bir çocuğun yalnızlığında ruhum
Kolay mı söyle!

Gelme istemiyorum bir daha
Yine bırakıp gideceksen böyle

20.06.2004