Hiç unutmuyorum, geçen sene 2 Ekim’de almıştım Bahar Zirvesi romanını. Hakkında çok şey duymuş ve çok tavsiye almıştım. Ön kapağı alelade, renksiz ve anlamsız şekillerle kaplıydı. Arka kapağında ise ne bir yazı ne de bir yazar notu vardı. Kitabın yazarı ise zaten bilinmiyordu. Merak uyandırıyordu gerçekten. 197 sayfalık ince ve hafif bir kitaptı.
Aldığım gün okumaya başladım. Sayfalarda kocaman harfler geniş geniş yazılmıştı. O zamanlar pek sarmadı beni ama okuması rahat olduğu için sorun olmadı. İlk 60 sayfasında kayda değer bir şey bulamadım. Ne yazar hakkında ne de roman hakkında net bir bilgi vardı. İlk kez böyle bir roman okuyordum. Bir ara okumasam mı acaba diye aklımdan geçmedi değil. Açıkçası sıkıcıydı. Ben de günde bir sayfa okuyordum. 61. sayfada yazılar biraz daha sıklaşmıştı. Okumaya devam ettim. 95. sayfaya geldiğimde yarısını bitirmiş olmama rağmen bu kitabı insanların bu kadar övmesini hala anlayamamıştım. 127. sayfada yazılar normal bir kitap dizgisi boyutuna gelmişti. Kitap hep evdeydi ve hiç yanıma almıyordum. Biran önce bitsin diye o kadar istememe rağmen hiçbir gün 1 sayfadan fazla okuyamadım. 141. sayfada kitabın kapağını kendi isteğime göre boyamam gerektiği yazıyordu. Pastel boyalarımı alıp güzel bir resim çizdim kapağına. Hoşuma gitmeye başlamıştı Bahar Zirvesi romanı. Kitabı daha çok benimsemeye başladım. Konusu ortaya çıkmış kahramanlar netleşmeye başlamıştı. Yazıları gittikçe küçülmeye başladı. Her sayfada daha çok şey anlatıyordu artık. İlk aldığım gün gibi hafif de gelmiyordu. 155. sayfasına geldiğimde sonunu tahmin etmeye başladım. Tahminlerim her gün değişiyordu. Her şeyi kestiremiyordum sanki. Merakla okumaya devam ettim. Son 30 sayfasına gelmiştim. Eskiden günde en fazla 10 dakikada 1 sayfasını okuyup bıraktığım roman artık birkaç saatimi alır olmuştu. Gittikçe heyecanlanıyordum beni bekleyen finali düşündükçe. 187. sayfada her şeyim olmuştu roman. Elimden hiç bırakmıyor, o kadar ağırlaşmasına rağmen gittiğim her yere götürüyordum. Metroda, sokakta, evde, arabada her yerde okumaya çalışıyordum. Geceleri okurken uyuyakalıyordum. Annemler kızmaya başladı her şeyim bu kitap oldu diye. Arkadaşlarımla görüşmüyordum. Eve geç gelip evden erken saatte çıkıyordum. Sadece romanı okuyordum artık. Kahramanları gittikçe çoğalıyordu. Olayın nerde geçtiğini çözmeye başlamıştım artık. Sayfalar iyice uzuyor uzadıkça ben daha çok uykusuz kalıyordum. Artık son sayfalara gelmiştim. Olayları bir dedektif gibi inceliyordum. Hiçbir şeyin gözümden kaçmasına izin veremezdim. Finali görebiliyordum. Öngörülerimin çoğu çıkıyordu. Son 3 sayfayı nasıl okudum hatırlamıyorum. Tüm kahramanlar deşifre olmuştu artık. Yer mekan zaman üçlüsü hayat bulmuştu romanda. Final tek kelimeyle muhteşemdi. 197 gün süren ama göz açıp kapayıncaya kadar biten bir romandı Bahar Zirvesi. Bu romanın yazarı biz kahramanları sizlerdiniz.
Hep beraber hayat buldu romanımız. Şimdi sıra arka kapağına yazı yazmakta. Lütfen olumlu ve olumsuz tüm yorumlarınızı bize gönderin ki bu ulusal aktivitenin kitabını hep beraber tamamlayalım.

No comments:
Post a Comment